Açık Mektup;bana,sana,ona…..

 

Hayata hazır olmak mümkün mü?

Bence değil.

Bir kere çok hızlı ilerliyor.Bunu gün be gün gelişen,değişen kızıma bakarken çok daha  yakından görebiliyorum artık.

Hayatı kontrol  edemiyorum;üstelik kontrol etmeyi artık istemiyorum da!

Bana desen ki ” bir kek yap!” Kalkar,şahane yaparım.Çünkü şahane tariflerim var.Peki tam kabarırken elektrikler kesilirse?? Şahane üzülürüm.

Senin elinde istediğin reçete olsun ;hayat tarifsiz işte! Önceden kestiremiyorsun.

Ama bu iyi olacağını ummana engel olmamalı.

İşte tam da bu yüzden tutkuyla yaşamalı.

Gözünü açtın;paket önünde.Ne kotası belli ne içerik ne de indeksi.

Mecbur yaşayacaksın!

O zaman da hakkını vermeli.

Sebepsiz yaşıyor olamazsın…..

tık

Yeniden başlasın…

 

…..bazen de başlamak gerekir en baştan. Oturduğun yerden kalkıp,silkelersin eteğinde kalanları.Nicedir bekledin.Artık mevsim sen, yürümelisin…

Hadi!

 

“İyi düşünün

Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?

Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?

Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?

Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?

Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?

Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?

Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınız sıkıca tuttu mu hiç?

Ve siz onu hiç kokladınız mı?

Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?

Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?

Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?

Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?

Çimlere uzandığınız oldu mu?

Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?

Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?

Kaç kez kuşlara yem attınız?

Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?

Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?

Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?

Kaç kez mektup aldınız bu yıl?

Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?

Kimseyle barıştınız mı bu yıl?

Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?

İyi bir yılın, bunlar gibi birçok “küçük şeye”e bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?

Yayılın çimenlerin üzerine…..

Acele edin….

Er veya geç…

Çimenler yayılacak üzerinize”

*Dijle bizi kesmez bir de Selçuk Yöntem söylesin derseniz Tık Tık

EZELTESİ;Yollar….

Yol mudur mutlu eden, yolculuk mu,varılan mı?

Şimdilik bilmiyorum.Ve sanırım bilmek de istemiyorum.O kadar çok uyaranla ,o kadar çok biliyoruz ki, sanırım artık bilmeme hakkımı kullanmak istiyorum.

Ben;gerçekliği ispatlanmamış,ben sadece kendi düşüncelerini empoze eden,ben önyargılı,ben saldırgan,ben huzursuz,ben bana ve kimseye faydası olmayan ve ben içinde iyilik barındırmayan hiçbir söylemi,öğretiyi duymak,izlemek ve görmek,BİLMEK istemiyorum.

 

Ben,içinde iyilik barındıran , önyargılardan sıyrılmış  gerçek şeyleri seviyorum.

Sevmenin ve mutluluğu aramanın çok insan için rahatsız edici olduğunu geç de olsa öğrendim.Ama hala anlamıyorum.

Peki bunları niye size yazıyorum?

Çünkü varlığımı ispat için  “anlatmak /anlaşılmak” ihtiyacındayım.

Aslında hepimiz “anlatmak” ihtiyacında değil miyiz?

Bilmem;belki birgün  başka bir anlatım bulurum, ama şimdilik böyle.

 

 

Ezeltesi;40.yaşımdan Ezel’e sevgilerimle

IMG_2313

 

 

 

Canım yavrum;çoğunluğun Tanrılığa soyunduğu bu çağda,kul olmanın insanı her şey ve herkesten emin hissettiren hal’i için canım feda…

Bir su gibi geçti 40 yıl.Bedenim,ruhum bir de resmi kaydım çok farklı yaşlarda.Ama az ,ama çok ,yaşanmışlıklarla benim de iki çift lafım oldu sana.

Sev! Kendini ve tüm yaratılmışları.

İnan! İnan ki,kalbinle yaptığın her şey sana dönecektir.

Şükret! Seni çoğaltıp,kollayacaktır!

Paylaş! Paylaşmadıkça ne kazandığının ne bildiğinin ne önemi var.Asla yalnız yeme!

Tüm ideolojilerden uzak,’izm’lerin dışında “insan “ olmaya inan yavrucuğum.Çünkü ben 40. yaşımda şu yada bu sebeple bana nüfuz etmiş, bulabildiğim ne kadar yargım varsa hepsini bir bir soyunmaya çalışıyorum.Sen bunun için benim kadar bekleme evladım.

Kendi halinin iyiliğine bir başkasının haline göz ucuyla baktıktan sonra karar verme canım yavrum! Bir başkasının müşkülünden kendine şükür çıkartma.Gün ne getirir,Yaradan ne diler bilinmez.

Bil ki; her şey bir kaide ile ve nasibince.İbret al da böbürlenme !

Akraba,dost,arkadaş komşu ne güzeldir.Sarıverir etrafını,insana kendini bu dünyada zengin hissettirir.İnsan,insanın kurdu değil yurdu’dur canım kızım.Lakin hiç unutma! Seni insanlara bağlayan;ne kan bağı,ne menfaat,ne korku ne de toplumun herhangi bir dayatması olmasın.İnsanlarla tek bağın sevgi olsun.

Haksızlığa uğradığında ;sabırlı ol ! Ama kendine yada bir başkasına yapılan haksızlığı görmezden gelme,duymadım deme,sessiz de kalma!Sırasını bekle,sıranı bekle ama itirazsız bırakma! Sen de sakın ola, ne kendine ne de başka bir canlıya haksızlık yapma.

“Merhaba!” de ve “Günaydın” ve “İyi günler”….

“Nasılsınız?” dediğinde,insanların cevabını gerçekten dinle.

Şükrettiğin kadar hayatına iyilikle dokunan her şeye ve herkese teşekkür etmeyi de unutma!

Mağazada baktığın kazağı katla.Tezgahtar ya yarı mahçup teşekkür edecektir ya da seni ciddiye almayı bırakacaktır.Ama sen o kazağı katla yavrucuğum.İnan bu seni daha iyi bir insan yapmaya devam edecektir.

Vaktin senin naktindir!Vaktini senin için vakti olanla,gerçekten ihtiyaç duyduğun ve gerçekten ihtiyacı olanla bölüş!

Samimi,açık,sade bir üslubun açamayacağı kapı yoktur, inan!

Emek isteyen her şeye hakkını vermek gerek.Onlar sana zaten misliyle döner.Evlat gibi,aşk gibi,ailen gibi,dost gibi,hayat gibi,çalışmak gibi….

İnsanlar ,kendilerine benzeyenin yanında güvende hissederler.O yüzden farklılıklara karşı tahammülsüz ya da yargılayıcı davranabilirler.Bunlar seni,sen olmaktan,kendin gibi olmaktan vazgeçirmesin!Bilmelisin ki; -miş gibi yaşamlar ziyandır,sahipleri ise pusulasız!

Şartlı,şurtlu konuşanlardan,parmak sallayanlardan da hiç hazetmedim.Yine de sen bilirsin.

Dinle,araştır,tart,danış! Ama yaşamının dümenini kendinden başka hiç kimseye teslim etme!

Yalnız kalmaktan korkmadan,içindeki en derin güce inan! Kendi değerinin ve sahip olduklarının farkında olarak ama en çok da Yaradan’a sığınarak kendi yolunda ilerle!

Canım evladım,gözümün nuru Ezel!

Tüm bu yazdıklarımla endişeye düşme.Yaşamı ve canlıları içinden çıkılmaz,karmaşık bir örgü diye düşüncelere dalma.

Sadece ; kendini ifade etmeyi öğrenme işini, 40 yaşına bırakmazsan inan rahat edersin yavrucuğum.

Bilmeni isterim ki,bu yaşıma kadar yaptıklarım(doğru yada yanlış) ve yapamadıklarımla ben bir bütünüm…

Sevgi,benim hayatımda hep başlangıç noktam oldu.Sanırım bundan sonra da böyle gidecek.Onun içindir ki yavrucuğum, sana tek tavsiyem ve asıl tavsiyem “sevgi” nin daima yanında olmasıdır.

Rahmetli dedeciğim “Çok laf yalansız olmaz derler” diye söylenirdi bu kadar uzattığımı görse.Eminim sen de baban yanındaysa “duygusala bağladı annem !” diye şikayet edeceksin.

Ben yine yazarım sana kısmetse.

Kara gözlerinden öperim.

Annen Dijle….